DUYURULAR


VİDEO GALERİ

Bir Sosyal Politika Yaklaşımı

 

Kasım 2002 tarihinde yayınlanan ‘Ufkun Ötesi Bilim DergisiÂ’ Cilt 2 Sayı 2Â’den alınmıştır.


Günümüz Türkiye'sinde engellilerin toplumla bütünleÅŸme yönünde yoÄŸun sorunlar içinde yaÅŸadıkları bilinmektedir. Sorunu adlandırmadan baÅŸlayan ve yaÅŸamın pek çok alanına yayılan bu sorunlar engelli bireylerin içinde yaÅŸadıkları toplumla iÅŸlevsel bir bütünlük içinde yaÅŸamalarını güçleÅŸtirmektedir. Sürekli sorunlarla boÄŸuÅŸan onlara anlamlı çözümler üretemeyen bireyler kendilerini mutsuz hissedeceklerdir. Bu da temel bir insan hakkı olan bireyin kendisini gerçekleÅŸtirme hakkını ortadan kaldıran düÅŸük yaÅŸam kalitesi demektir.

Engellilik Nedir Engelli Kime Denir?

Yalnız bizim dilimizde deÄŸil diÄŸer birçok dilde de engelli ve engellilik anlamına gelen birden fazla sözcük bulunmaktadır. ÖrneÄŸin Türkçe'de genel düzeyde engelli özürlü sakat sözcükleri aslında aralarında anlam fakları olduÄŸu halde aynı anlama gelmek üzere kullanılmaktadır. Genelde tüm engelliler için yaÅŸanan bu karmaÅŸa belirli engelli kümeleri için de geçerlidir. ÖrneÄŸin kör âma görme engelli görme özürlü az gören vb. Bu sözcükler deÄŸiÅŸik anlamlar taşıdıkları gibi yer yer aynı anlama gelmek üzere de kullanılabilmektedirler. Bu da bir zihin karışıklığı yaratabilmektedir. Adlandırmadaki bu farklar zaman zaman öyle çok tartışmaya neden olmaktadır ki bu tartışmalar gerçek sorunların önüne bile geçebilmektedir. Engellinin kim engelliliÄŸin de ne olduÄŸu açık bir biçimde ortaya konmayınca engellilere yönelik geliÅŸtirilecek politikaların yasaların ve hizmetlerin kapsamı da belirsizleÅŸmektedir. Bu belirsizlik de uygulamada pek çok sorunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Adlandırmadaki karmaÅŸa ve tanım güçlüÄŸü engellinin kendisini anlatmasını ve diÄŸerlerinin de onları kolayca anlamasını zorlaÅŸtırmaktadır.

Engellilerin
yaÅŸadığı bir baÅŸka sorun da kendileri ile ilgili saÄŸlıklı istatistiklerin olmayışı. İlk defa son İki nüfus sayımında engellilerin belirlenmesine yönelik bir soru sorulmuÅŸ bunlardan ilkinden saÄŸlıklı bir sonuç elde edilememiÅŸtir. Son nüfus sayımında engellilere iliÅŸkin kimi durumlar daha ayrıntılı sorularla soruÅŸturulmasına karşın kamuoyuna henüz bir sonuç açıklanmamıştır. Sayım sonucunda ortaya çıkacak çok önemli bilgilere dayanarak birçok ÅŸeyi konuÅŸabilmek ve pek çok hizmeti planlayıp programlayabilmek sanırım çok daha kolay olacaktır.

EngelliliÄŸin
her zaman her yerde geçerli ölçülerle tanımını yapmak bir hayli güçtür. Bu yüzden olsa gerek alanyazında (literatürde) çok deÄŸiÅŸik tanımları vardır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler Sakat Haklan Bildirgesinde "KiÅŸisel ya da sosyal yaÅŸantısında kendi kendisine yapması gereken iÅŸleri (bedensel ya da sonradan olma) her hangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar" (3) sakat olarak tanımlanmaktadır. Engelli sözcüÄŸü genelde hareket yeteneÄŸi sınırlanmış bireyi çaÄŸrıştırmaktadır. Hareket yeteneÄŸini sınırlayan nedenler ise doÄŸuÅŸtan getirilen doÄŸum sırasında karşılaşılan ya da sonradan yaÅŸanan bir hastalık veya kaza sonucu ortaya çıkan bir iÅŸlev bozukluÄŸundan kaynaklanıyor olabilir. Hareket yeteneÄŸinin kısıtlı olması baÅŸlı başına bir engellilik midir? EÄŸer öyle ise hepimizin yapamadığı beceremediÄŸi bir iÅŸ ya da eylem yok mudur yaÅŸamda? Engellilik günlük yaÅŸama katılmayı engelleyen fiziksel iÅŸlevlerdeki bir sınırlılık hali olarak deÄŸerlendirilmelidir.


Gerçekte önemli olan bazı iÅŸlevlerin yerine getirilmesinde karşı karşıya kalman bir fiziksel sınırlılığın olması deÄŸil bunları "kompanse" edecek destek sistemlerinden yoksun kalmaktır. EÄŸer bir gözlükle var olan görme yetersizliÄŸinizi rahatlıkla giderebiliyor ve iÅŸlerinizi görebiliyorsanız bir sorununuz yok; ancak geri kalmış bir köyde ya da yörede bu gözlüÄŸe ulaÅŸamıyorsanız ciddi bir sorunla karşı karşıyasınız demektir. O halde engellilik çoÄŸu zaman deÄŸiÅŸken bir konudur. BaÅŸka bir deyiÅŸle nerede ve nasıl karşılaÅŸacağınıza baÄŸlı olarak sonuçları deÄŸiÅŸen bir durumdur.


Bireyin fiziksel iÅŸlevlerindeki bozukluk ve bunların hareket yeteneÄŸinde yarattığı eksiklik ve güçlük onu toplumun diÄŸer bireylerinden farklı kılar. Bu farklılık engellilerin yaÅŸadığı ayrımcılığın da asıl nedenidir. BilindiÄŸi gibi her türlü ayrımcılığın temelinde farklı olmak yani "alışılmamış özelliklere" sahip olmak vardır. Fiziksel iÅŸlevlerdeki bozukluklar ve bunların hareket yeteneÄŸi üzerinde yarattığı sınırlamalar bireyi toplumdan uzaklaÅŸtırır. Toplumsal destek sistemlerinin yetersizliÄŸi toplumun dışlayıcı tutum ve davranışları da engelli bireyin topluma eÅŸit bireyler olarak katılmasını önler.

Yrd. Doç Dr. Kasım KARATAÅž
Hacettepe Üniversitesi
Sosyal Hizmetler Yüksekokulu
ÖÄŸretim Üyesi